<
<
26. yaşıma kadar anne olmayı hiç düşünmemiştim bile. Buna hazır olmadığımı söyler dururdum. Hazır olmak ne demekti? Ne kadar hazır olunabilirdi? Bebekten sonra hayatımızdaki neler değişecekti? Nelere ne kadar sabredebilecektim? Nelerden ne kadar feragat edebilecektim? Kafamda bunlar gibi bir sürü soru vardı ve hiçbirinin net bir cevabı yoktu.
Erenay doğmadan önce hayatımızdaki bazı şeyler değişmeye başlamıştı bile. En başta fiziksel değişim, iş yaşamımdaki değişiklik sonrada bazı şeylerden kısıtlanmak gibi...
Erenay doğduktan sonra hayatımızdaki değişiklikleri şöyle sıralayabilirim;
* İlk olarak sabretmeyi öğrendik. Bizim anlayamadığımız nedenlerle 3,5 ay boyunca ağlayışına sabırla derman olmaya çalıştık. Geceleri defalarca uyanmaya, alel acele yediğimiz lokmanın boğazımızda kalmasına, bir şeyi öğretmek için defalarca tekrarlamaya, "oğlum gözlüğünü çıkartma lütfen" komutlarımıza hiç aldırmadan üstelik gözümüzün içine baka baka çıkartmasına sessiz kalmayı öğrendik, gözüm gibi bakıp büyüttüğüm çiçeklerimin yapraklarını, yapma dememize rağmen teker teker kopartışına sabrettik ve sabretmeye gayret ediyoruz...
* Herşeyi sırayla yapmak alışkanlık haline geldi. Yemek yemek, uyumak, dinlenmek vs. Önceden sınırsız vakite alıştığımız için bu bize ilk başlarda çok zor geldi. Şimdi ise çok alıştık :)
* Sınırlı zamanda çook şey yapabildiğimizi gördük. Uyuduğu zamanlarda oğluma yemek yapmak, evle ilgilenmek, ofis işlerini tamamlamak, telefonla konuşmak gibi.
* En fazla ne kadar sessiz kalabilineceğini öğrendik. Odasının önünden parmak ucunda geçerken tıkırdayan fayanslarla kavga ettik. Kısık seste müzik dinlemeye tv izlemeye alıştığımız için aniden gelen yüksek seste ürker olduk.
* Karşılıksız sevmeyi öğrendik. Onun anne-baba diyişini dört gözle bekledik. Bir kelimeyle bu kadar mutlu olacağımızı söyleselerdi inanmazdık ama Erenay ilk anne dediğinde ben havalardaydım. Bana doğum hediyesiydi sanki. Ufak şeylerle mutlu olduk. Çok kızdığımız şeyleri yapmasından dolayı ona kızsakta en ufak bir gülücüğe yada bir öpücükle yelkenlerin suya inişini seyrettik.
* Erenay'dan önce evde durmayan sürekli gezen tatillere giden biz, şu sıralar herşeyimizi ona endeksleyip, dışarı çıkılacaksa ona göre hareket eder olduk. Karı-koca biryerlere gidemez olduk. Arkadaş çevremiz değişti artık daha çok, çocuklu ailelerle görüşür olduk. Sohbet konularımız hep çocuklarımızla ilgili oldu, yemeleri (daha doğrusu yememeleri), içmeleri, uykuları-uykusuzlukları, aşıları, kaka şekilleri, boyları-kiloları ve marifetleri gibi. Bakın bizim oğlan neler yapıyo, hadi alkış yap oğlum, seni kim yarattı oğlum, yavru kuşla annesi ormana nasıl gidiyolarmış anlat bakiyim (bunun öyküsünü bi ara yazarım), baba işe gidince sana ne getirecek?, baba maça gidince nasıl yapıyo?, balparmak yap bakiim oğlum vs vs vs...
* Onun sağlığı için gerekli herşeyi muntazam tutmaya çalışıyoruz. Aşı çizelgesi, büyüme-gelişme tablosu ve ne zaman ne yemesi gerekiyo gibi. Ona yararlı şeyleri sevdirip zararlı şeylerden uzak tutmaya çalışıyoruz. Eee tabi bu epey zor oluyor.
* Evde misafir ağırlamaya başladık. Erenay'ın doğumundan sonra anneanne-dede ve babaanne sürekli yatıya gelir oldular. Önceden sadece oturmaya gelip giderlerdi. Şimdi geldiklerinde gidemiyolar, giderken ağlamaklı oluyolarlar üstelik gittikten hemen sonra arayıp "ben oğlumu çok özledim" diye hayıflanıyolar. Yani Erenay sadece bizim hayatımızı değil tüm aile eşrafının hayatında müthiş değişiklikler yaptı. Canımız oğlumuz Erenay'ımız iyiki varsın iyiki değiştirdin hayatımızı...
*************************************************************
En çok kullandığımız 5 uyarı; (ben 5 uyarı dedim ama bizimki 5x5 şeklinde oldu)
* Erenay gözlüğünü ve bantını çıkartma nolur. Oğlum dur çekme bak onlar cici. Bantını kopartma o senin iyileşmen için gerekli. Oğluuum dur çıkartma gözlüğünü aaaa.
* Eyvah Çiçeklerrr!!! Yaa Erenay naaptın oğlum yinemi dağıttın çiçeğin topraklarını? Bak ellerin öö olmuş. Çekme oğluuum canları acır. Bak gördünmü koptu işte, hüüü ağlıyo. Öpelimde ağlamasın annecim tamam mı? (Erenay çiçeğin yaprağını tutar ve öper:) )
* Ayy düşüceksin oğlum dur yavaş çık sandalyeye ben yardım edeyim. Oğluum koltuğun kenarına oturma. Zıplama dedim tontişim ayağın burkulacak düşeceksin, aha işte düştün gördünmü ben sana yavaş demiştim. Acımadı dimi aşkımcım. Aferim benim oğluma hiç ağlamadı :))
* (Tiz bir çığlık ardından) Erenaaaaay ısırma dedim oğlum yaa çok acıttın bak kızardı zonkluyo. Hüüü ağlıyorum çok acıttın. -Erenay'ın tepkisi: anneee anneee ufff (olur ve yanıma gelip öper)
* Amman sakın oğlum atmaaaaaa. Bak yine telefonu kovaya attın aaaa artık çok kızıcam ama :((
* (Bu hemem hemen her akşam yaşanır) Tamam oğlum babanın işi çıkmış biraz gecikecek. Erenay ağlama annecim lütfen baba gelicek tamam mı? (Erenay hiç susmadan hatta volumü yükselterek ağlamaya devam eder ve kapıyı yumruklamaya başlar). Hadi babayı arayalım. -alloo babası gelicen dimi bak tontiş seni bekliyo. -allo oğlum gelicem şimdi köprüdeyim, sana ne getiriyim oğlum? (Erenay'dan cevap gecikmez) - mamma (der)
* O tvnin kumandasını hemen bırakırmısın oğlum hadi yerine koyalım. (Erenay direnir ve tuşlara basar) -aaa bak bozuldu hadi değiştirelim ve yerine koyalım. Erenay'dan bir çırpınış ve bir çığlık yükselir -AAAAAAAA. Kızgın bir şekilde kumandayı alır ve rastgele fırlatıp atar...
* Kulağına olmaz oğluuum, yapma duuur. Yaa Erenay yaa hiç kulağına su dökülürmü cık cık cık. Gel silelim çabuk...
* (Erenay eşofmanını bezini çekiştirir) Şimdi değil sonra çıkartıcaz çekme oğluum. (günde en az 3-5 sefer yaşanır) Ayyy fenalık geldi aaaaaa...

Daha yazacak çoook şey var ama benim tontiş oğlum uyandı ve şimdi ilgi zamanı...
/div>
posted by | <<1comments < <
<