
Kolik sancılarından yavaş yavaş kurtuluyodun ve hayata daha güzel baktığını farkediyoduk. Hareketlerin dahada netleşmişti, istediğini yada istemediğini anlayabiliyoduk, istemediğinde suratını büzüyodun istemem der gibi. Babanın göğsünde ve omuzunda sallanmayı çok seviyodun uyuduğun halde yerine koymaya kıyamıyoduk.
Sen 3 ay 20 günlükken Yaren doğdu. Onu hastaneye ziyarete gittiğimizde sen durmadan ağlamıştın, değişik bi ortam olduğundan sanırım
hiç rahat edememiştin.
İnsanları yabancılamaya başlamıştın, her gördüğün yabancı kişiye ağlıyodun. Havalar soğuktu ve seninle dışarı çıkamıyoduk. Sende bende evde sıkıntıdan patlıyoduk yani.
İlk bayramında tam 5 aylıktın, ilk önce babaannene sonrada anneannene gittik. Orda da

kalabalığı gördüğünde ağlamıştın. Artık deden, anneannen ve babaanneni tanıyodun ve onları görünce ağlamıyodun. İlk yılbaşından birkaç gün önce baban burnundan ameliyat oldu, hastanede onunla resmin vardı ama maalesef telefonumuzu çaldılar ve ordaki birçok resmin ve video klibin kayboldu. Resimleri gittiği için üzgünüz ama sana birşey olmadığı için şükrediyoruz. Yılbaşı akşamı babaannen bizdeydi, sen erken uyuduğun için hepimiz erkenden yatmıştık. O günlerde akşam 8 olduğunda sen uyumuş oluyodun, günün bütün yorgunluğunu atıyodun üstünden ve gece iki üç kez uyanıp emmene rağmen yinede sabahın köründe uyanıyodun.
Bazen yalvarıyodum oğlum nolur biraz daha uyu diye Sen yapı olarak uykuyu çok sevmiyosun. Hele de 8 aylık olana kadar gündüz uykun hiç yok gibiydi, sadece emerken biraz uyuyodun ama yatağına bıraktığımızda hemen uyanıyodun. Neyse ki bu durum 9 aylık olduktan sonra değişti ve artık günde

birer saatten iki kez uyuyodun ve bende o sırada dinleniyodum.
6 aylıkken dönme haraketlerini yapıyodun, yüz üstünden sırt üstüne dönüyodun, ayy bu bizim için çok büyük bi ilerlemeydi, ne kadar büyüdüğünü düşünüyoduk...
7 aylık olduğunda dönme hareketlerini tamamlamıştın artık top gibi yuvarlanıyodun. Yavaş yavaş emekleme çabaların oluyodu, bizde ayaklarından ittiriyoduk sana destek veriyoduk sözde O günlerde tutunup kalkmaya başladın, yatağının kenarlarından tutup ayağa kalkıyodun, bi gece ağlayarak uyandın bi baktım ayaktasın, çok şaşırmıştım. Bi gecede yine babaannen bizdeydi hepberaber salonda oturuyoduk, senin telsizinden bi ses geldi odana gelip baktım ve gülmekten yerlere yattım, baban benim gülme sesime geldi baktı oda gülmeye başladı. Sen uyanmışsın oturmuşsun ama kafan önde tekrar uyumuşsun ama yatmamışsın öylece oturduğun yerde

uyuyosun. Çok gülmüştük bu duruma Sen 2 aylıkken sana oda telsizi aldık, odanda uyuduğun için gece uyanırsın da sesini duymayız diye almıştık. Çok işimize yaradı, nefes alsanda duyuyoruz.
8 aylık olduğunda emeklemeye başladın, poponu öne geriye sallayıp ellerinle ileri itiyodun kendini. (Kamera kayıtlarında var bakarsın). Havalar ısınmaya başlamıştı, artık seni pusetine koyup sitenin etrafında geziniyoduk. O sıralar göz kontrolü için göz dr.una götürdük seni. İlk dr.; sol gözünde göz tembelliği olduğunu ve 2 yaşından sonra ameliyat olman gerektiğini söyledi. Ona riayet etmedik, Acibadem de bi prfo.a götürdük o da; hemen ameliyat olmanı önerdi. Biz gözlük filan taksak geçmezmi dedik ama olmayacağını bu kaymanın göz kaslarıyla alakalı olduğunu ve basit bi ameliyatla düzeleceğini söyledi. Ameliyat ciddi bir şeydi ve sen daha 8 aylıktın, başka çareler aradık başka dr.lara götürdük. Sonra dünya göz hastanesinde bi prof.; ameliyata gerek olmadığını gözlükle %90 tedavi edilebileceğini söyledi. Hem şaşkın hem sevinçiydik. Gözlük numaralarını verdi (sol göz, +4,50, sağ göz, +3,00). Hemen gözlük aldık sana, ilk 3 gün hiç itiraz etmeden taktın ama sonra çıkartmayı keşfettin. Biz takıyoduk sen çıkartıyodun. Önce alıştırmaya çalıştık günde bir kaç saat taktırdık ama sürekli

kucaktaydın ellememen için. Gözlük takmanın yanı sıra birde sağlam gözüne yani sağ gözüne bir bantla kapatma yapıyoduk. O bantın görevi, sağlam olan gözü kapatarak tembel olan gözü çalıştırmaktı. Bunuda sadece bi ay kadar yapabildik sonra bantı çekip alıyodun gözünden. Pusetinle bahçeye çıkarken takıyodum gözlüğün ve bantını, dışarda sağa sola bakarken aklına gelmiyodu çıkartmak. İlk kontrolüne gittiğimizde gözlüğü sürekli taktıramadığımızı söyledik, bu sefer numaraları değiştirdi (sol göz; +3,50, sağ göz, +2,50). Ve kontrol ettiğinde ne ilerleme nede bi gerileme olmadığını söyledi. Kapatma çalışmasını yarım saate çıkarttı ama sen bunada izin vermedin. Bantla aran iyi değildi sürekli elinle çıkartıyodun, gözlüğü hiç takmadın nerdeyse. Dr.u arayıp durumu anlattım gözlüğü takmadığını söyledim, bu durumda üstüne gitmememizi ve kapatma yapmak yerine bir damla verdi ama o damlayıda damlattırmadın gözüne. Babanla ikimiz güç yettiremedik ellerinle kuvvetlice itiyodun ellerimizi. Sonra bıraktık kendi haline seni. 24,11,05 te tekrar kontrolün var bakalım nolucak dr. ne diyecek. Umarız bir sorun olmadan gözün sağlığına kavuşur canım oğlum. Bu kayma ameliyatlarının basit olduğunu biliyoruz ve gözünde daha kötü bişey olmadığı için dua ediyoruz.

28 martta artık tamamen emeklemeye başladın. 26 nisanda taytay duruyodun emeklemeler yetmedi ayağa kalkıp yürüme çalışmalarına başladın. 9 mayıs ta iki adım, 12 mayıs ta 5 adım ve bir kaç adım daha derken 29 mayıs ta 11 aylıkken yürüdün. İlk dişin (sol ön attaki) 3 haziran 05 de çıktı. İkincisi ise 30 haziranda patladı. Dişlerini çıkartırken çok zorlanıyosun, ateş, ishal huysuzluk uykusuzluk ne ararsan var ama ortada diş yok... Şuan bile hala 5 dişin var ve 6.yı çıkartmak için cebelleşiyosun.
Doğum gününde sevdiklerimiz bizimleydi. Baban ve ben, anneannen-deden, babaannen, teyzenler, dayınlar, neco dedenler, halise teyzemler, muka teyzenler ve batuşlar... Sade ama güzel bi gün oldu. Sen pek

bişeyin farkında değildin ama kalabalığa kısa sürede alışmıştın. Güzeller güzeli Yaren'le, Demir'in hediyesi havlayan ve müzik çalan köpekle epey oynadılar. Artık yabancılama huyun kalmadı ama insan seçiyosun, herkese hemen gülmüyosun, yabancı birini görünce
hemen elimi tutuyosun. O günlerde seni tatliş diye seviyoduk ve sende bigün tatlişş gibi bişey dedin şaşırdık.
Sonra güzelce tatliş dedin. Karpuzu pek sevmiştin ve biz karpuuz dediğimizde sende ona benzer bişey demeye çalşıyodun. Ayrıcada calpol de diyodun (ağrı kesici ateş düşürücü şurubun, onuda çok severek içiyosun). O ay sitede havuz açıldı. Seni suya sokmak istemedik ama sen suyu gördükçe

çırpınıyodun girmek için. Sana küçük bi havuz aldık içine su doldurup havuz kenarında oynatıyoduk ama senin gözün hala büyük havuzundaydı. Bigün birlikte girdik havuza sen önce soğuk diye irkildin ama sonra çok sevdin çıkmak istemedin. Baban işten gelince bizide alıyodu birlikte gidiyoduk, önce baban giriyodu sonra o seninle ilgileniyodu ben giriyodum. Zaten sen doğduktan sonra biz herşeyi sırayla yapmaya başladık ister istemez... Yemeği sırayla yiyoduk, sırayla uyuyoduk vs. yani pek bi yaramazsın da daha yaramazlıklarından bahsetmedim diye çok uslu bi bebekmişim diye düşünme...