Senin varlığını anladığımızda sen 5 haftalık küçücük bi çekirdek kadardın. Seni ilk gördüğümüzde şaşakalmıştık, 6 hafta 1 günlük olmana rağmen küçücük bi kesenin içinde sadece kalbin vardı ve pıt pıt atıyodu. Çok heyecanlanmıştık hatta gülmüştük çıkardığın seslere ... İlk 4 ay sürekli mide bulantılarıyla geçti, o küçücük kesenin içinde yaramazlıklar yapıyodun. Geleceğe dair sinyaller veriyodun sanki “ ben yaramaz bi çocuk olucam” diye. Seninle birlikte yürüşlere gidiyoduk, öğlene kadar yürüyoduk sonra sana sevdiğim yemeklerden gönderiyodum sende afiyetle yiyodun Sana gözüm gibi bakmaya çalıştım hep. Sağlıklı ve güçlü ol diye süt ve yoğurdu hiç ihmal etiyodum ve sık sık su içiyodum. Sen ne kadar yaramazlıklar yapıp beni usandırmaya çalışsanda, ben yinede sana kavuşmak için dualar ediyodum. Çok tuhaftı senin için hissettiklerim, kelimelerle ifade edemiyorum bile. Accayip bi sevgi, bağlılık ve bi o kadar da korku. Sana kavuşamıycam diye korkuyodum nedense... İlk hareketini hissettiğimde tam 18 haftalıktın, biraz tembel çıktın sanırım Bi gece baktım hareket ettin, öyle heyecanlandım ki, hemen babanı uyandırdım oynadı oynadı diye. Ve işte o günden doğduğun ana kadar kıpır kıpırdın hiç yerinde durmuyodun. Bi an önce sana kavuşmak için sabırsızlanıyoduk gün sayıyoduk. Artık seni cihazdan sık sık görüyoduk, babanla her bakışımızda yüzünün şeklini bana benzetiyoduk. Yanakların tombul tombul görünüyodu orda, şişko bi bebek olacağını düşünüyoduk hep. Oysa ki 3,220 gr ve 49 cm doğdun... Her kontrolde sağlıklı olduğunu öğrenince sevinçle ayrılıyoduk klinikten. Arada tuhaf çıkışların oluyodu ve karnım füze gibi şişiyodu, dr amcan da “yaramaz olucak bu çocuk” diyodu hep... Haklıymış... 35 haftalık olmana ve aklımızda birkaç isim olmasına rağmen adına bi türlü karar verememiştik. En sonunda o gün babanla da anlaştık ve karar verdik ALPER olsun dedik. İkimizde sevmiştik bu ismi. O gece rüyamda ben sana ERENAY ERENAY diye seslendiğimi duydum. Kendi sesime uyandım, babanda uyandı o anda. Rüyamı anlattım hayırdır dedik. Sonraki zamanlarda hep bu iki isim arasında kaldım. Acaba sen Alper ismini sevmemiştin de bize bi sinyal mi göndermiştin diye düşündük. Ama doğana kadar hep bu isimle seslendik sana. Hamileliğim süresince çok çilek yedim senin için. Herkes, çilek yersen bebeğin çilli olur diyolardı ama öyle olmadın Gerçi sen çilli olsan da yinede severdik biz seni... Bu sıralarda annelerklübü diye bi gruba üye oldum, orda benim gibi bir sürü hamile ile hamilelik ile ilgili çeşitli konularda paylaşımlarımız oldu. Yonca teyzenle orda tanışmış ve iyice kaynaşmıştık. O da o zamanlarda sanırım 4 aylık hamileydi, onunda oğlu olacaktı ve adıda hazırdı, Alp Tuğkan... Tuğkan senden tam 2 ay 1 gün sonra doğdu. O grupta bir arkadaş daha edindik, daha doğrusu bir haftaş... Seninle aynı zamanlarda doğacaktı ve adı Berke idi, annesininki ise Defne... Berke senden 4 gün sonra doğdu... Artık odanı hazırlamaya başlamıştık, badana yapıldı, mobilyaların geldi, tül perdeni astık (ki onu çok beğenerek seninde beğeneceğini düşünerek almıştık), Kıyafetlerini yıkayıp ütüleyip dolaplarına yerleştirmiştik anneannenle birlikte. O gün çok yorulmuştuk ama değmişti, oğlum için herşeye değerdi. Artık herşey hazırdı ve senin gelmeni dört gözle bekliyoduk. Normal doğman gereken zamanı beklemeden birgün ansızın “ben artık dünaya gelmek istiyorum” der gibi gelmek istediğini belirttin bize. O gün 37 hafta 2 günlüktün yani 8 ay 2 haftalıktın daha. Klinikteki kontrolümüzde herşey normal giderken birden kalp atışlarının düşmeye başladığını gördük, ben çok korktum sana bişey olucak diye. Baban hemen hemşireleri çağırdı, onlarda dr.u... Dr. Koşarak geldi ve beni yan tarafa çevirdiler birde şeker verdiler. Tansiyonmu düşmüştü korkudan. Bikaç dakika sonra kalp atışların normala dönünce rahat bi nefes aldık. Dr.la konuştuğumuzda artık doğman için hiç bi engel kalmadığını söyledi. Bizde zaten bi an önce kavuşmak istiyoduk sana. O gece hastaneye gidip bi test daha yaptırmamızı ve bunun sonucuna göre doğum tarihini belirleyeceğimizi söyledi. O sabah anneanneni eve bırakmıştık, doğuma yakın tekrar gelicekti ama sen bian önce gelmek isteyince akşam tekrar gittik dedenle birlikte anneannenide aldık. Eve geldiğimizde hepimiz heyecanlıydık. Onlar yemek yedi ama ben yiyemedim biraz yoğurt yedim birazda su içtim. Saat 10’da annennen ve babanla birlikte, Çamlıca Hayat Hastanesine gittik. Orda da o testten yapıldı, önce herşey yolundaydı ama sorna baktık ki sen artık gelmek istiyosun hemen dr.u aradık, o da hazırlıklara başlansın dedi. Ben heyecandan ağlamaya başladım. Nasıl doğucaksın diye korkuyodum. Sonra dr. amcan geldi, ne bu halin dedi korkuyorum dedim. Beni sedyeye alıp dooğru ameliyathaneye getirdiler. Ameliyathanenin kapısında babana ve annaannene ağlayarak el salladım ve içeri girdik. Ameliyathaneye girdiğimde saat 00:30’du. Gözlerim sımkısı kapalıydı, anestezi dr.u neden gözlerin kapalı uykunmu var dedi, korkuyorum dedim. Dr.un geldiğini gördüm, bi diyeceğin varmı başlıyoruz dedi, “oğluma iyi bakın” dedim ve uyudum....
/div>
posted by <1Comments:

<